Çarşamba, 20 Şubat 2013 15:22

Atasözleri ve Deyimlerin Yabancılara Öğretilmesinde Yöntem ve Teknikler

Yazan  Hüseyin Duru

ÖZET

Dillerin kullanılmasında deyimlerin ve atasözlerin yeri çok önemlidir. Harflerin birleşmesiyle kelimeler; kelimelerin birleşmesi ile de oluşan cümlelerin içinde bir de kalıp sözler vardır ki, kullanılmasıyla dilin zenginliğini, anlatım gücünü gösterir. Konuşmalarını sık sık deyimlerle süsleyenler; ihtar ve dikkat çekmelerde ise atasözlerini kullananlarda ifade zenginliği görülmektedir.

Bu milletin; bölgesinde ve çevresinde çağlar boyunca medeniyetlere beşiklik etmesi, çağ açıp kapatması kültürel değerlerinin zenginliğindendir. Edebiyatta, sanatta kendine has değerler oluşturan, yasam tarzı örnek alınan bu milletin dili çok zengindir.

Deyimler ve atasözleri milletlerin hafızasını, yasam mücadelesindeki tecrübe birikimini, zenginliğini gösterir. Asırlarca nakış nakış islenen bu bilgi birikimi, çok değerlidir. Bu paha biçilmez hazinenin korunması, sonraki nesillere öğretilmesinde özen gösterilmelidir.

Kalıplaşmış bu sözlerin yabancılara öğretilmesi de ana dili öğretiminden farklı olmaktadır. Bu alanda yapılan yayınlar ve verilen dersler gözlenerek neticede üzerinde çok çalışılması gereken bir saha olduğu görülmüştür. Yabancılara öğretilmesinde kullanılacak yöntemler, teknikler ve öncelik sıralaması üzerinde çalışılmıştır.

Türkçe öğretiminde temel, orta ve ileri seviyelere göre kalıplaşmış sözlerin nasıl, ne kadar ve hangilerinin öğretilmesi gerektiği, örneklerle açıklanmıştır.

ÖN SÖZ

Türk tarihinde telli çalgıların, ney taksimlerinin yapıldığı mekânlarda, hoş sohbetlerde halk edebiyatı ürünlerinden istifade daha fazla oluyordu. İnsanlar bir araya toplanabiliyorlardı. Günümüzde ekonomik kaygılar, internet ortamı gibi etkenlerle insanlar daha da yalnızlığa itilmiştir. Aileler küçülmüş, çocuklar anne ve babasından başkasını görmez olmuştur. Eskiden çocuklar, geceleri kahramanlık, yiğitlik destanlarını duyarak uyur; gündüzleri de, dede ve ninelerin terbiyeleri ile büyürdü.

Halk edebiyatı ürünlerinden iyi bir şekilde istifade için kulak doygunluğu çok önemlidir. Bunun için de muhit önemlidir. Çevresinde edebiyatçılar bulunan bir birey mutlaka etkilenecektir. Sık sık veya haftalık kitap okuma seanslarının yapıldığı bir ortamda bulunan kişide bilgi kültür birikimi daha fazla olacaktır. Bu bağlamda ülkemize gelen yabancılar da kültürümüzün zenginliğine vurulur Türk asığı olarak ayrılırdı bu topraklardan. Günümüzde edebiyat ürünlerimizin çelimsiz, ilgisiz olmasından insanların gönlüne hitap edecek, gönüllerini besleyecek kaynaklardan yoksun olduklarından insani ilişkiler tarzanca hal ve hareketlerin ötesine geçmemektedir. Dolayısıyla nükteli sözler, bilgece sözler yaygın değildir.

Türkçenin yabancılara öğretilmesinin tarihi başlangıcı 11. yüzyıla, Kaşgarlı Mahmut’a kadar indirilebilir. Kaşgarlı Mahmut, “Divanı Lügatit Türk” adlı eserinde Araplara Türkçenin öğretilmesi konusunda bilgi vermektedir. Dil ile birlikte kültürün de verildiği eserde Türkçenin inceliklerine değinilmiştir.

Türkçenin yabancılara öğretilmesinin en yoğun öğretildiği dönem Kıpçak Türkçesi dönemidir. Mısır'a yerleşen Kıpçaklar zamanla idareyi ele geçirmesiyle Türkçe daha da önem kazanmıştır. Memlükler’in en önemli hükümdarı olan Sultan Baybars, Kırım doğumludur. 

Cumhuriyet Devrine gelindiğinde ise 1990 yılında Sovyetlerin dağılımı neticesinde Orta Asya ülkelerine, sonra da bütün dünyaya yayılan Türk okullarının öncülüğünde Türkçe öğrenimi artmıştır. Aynı zamanda Türkiye’nin son dönemde ekonomik ve siyası istikrarı neticesinde Türkçe öğrenmek isteyen yabancıların sayısı büyük ivme kazanmıştır. Cumhuriyet dönemi dikkate alındığında Türk Tarihi boyunca yabancılara öğretilmesinin en yoğun olduğu dönem denebilir. Diğer diller arasında da Türkçe, önümüzdeki yıllarda en fazla öğrenilen dil olacağı düşünülmektedir.

Bu çalışmamızda atasözlerinin tanımları, özellikleri üzerinde teferruatlı durmayacağız. Bizim çalışmamız atasözlerini ve deyimleri anlatmak değildir. Bizim yegâne hedefimiz yabancılara hangi atasözlerini ve nasıl öğretileceği hususudur. Bu yüzden atasözlerinde ve deyimlerde yasayan/yasamayan, genel/yöresel, anlamları itibariyle birbirleriyle çelişenler gibi ayrıntılara girmeyeceğiz. Biçim ve kavram özellikleri üzerinde durmayacağız.

Edebiyatı, sanatı ve kültürel değerleriyle tarihin her devrinde ilgi odağı olan bir milletin dil hazinesi de zengin olacaktır. Türk Dilinde bulunan bu zengin elementlerin basında da deyimler ve atasözleri gelmektedir. Deyimler ve atasözleri dillerin sanat göstergesi olduğundan, bunların öğretimine özen gösterilmesi gerekmektedir.

Her biri milyonlarca insanın kullanımıyla nakış nakış islediği deyimlerimizin yabancılara öğretilmesi üzerinde duracağız. Özellikle konuşma dilinde sık sık kullandığımız deyimlerimizi ele alacağız. Elbette kelimelerin birinci anlamının dışında birçok anlama gelen ve soyut kavramlar olduğu için deyimlerin öğretimi normal kelime öğretiminden farklı olması gerekmektedir. Günümüzün modern dillerinin öğretiminde uygulanan yöntem ve teknikler de göz önünde bulundurularak, temel seviye ve orta seviyede öncelikli verilmesi gereken deyimler ele alınarak, bunların öğretiminde uygulanması gereken yöntem ve teknikler üzerinde durulacaktır.

 

 
Dosyayı, aşağıdaki pencerenin herhangi bir yerine tıklyarak CTRL+S tuşlarına basarak indirebilirsiniz.
 
Okunma 4844 defa

Genel Değerlendirme (0)

0 / 5 yıldız
  • Henüz hiç yorum yok

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0 / 500 Karakter kısıtlaması
Metin uzunluğu 10-500 karakter arasında olmalı
Yorumlarınız yönetici tarafından değerlendirilecek.
hizmet koşulları.
var iuser="26229", ibanner="1"